Bay Sessizlik Kimin Eseri?
Kayseri’de, o eski taş evlerin arasından süzülen akşam güneşi altında, bazen bir şeylerin eksik olduğunu hissediyorum. Şehir, her geçen gün biraz daha büyürken, içinde kaybolduğum duygular da biraz daha derinleşiyor. Bir yanda hayatın gürültüsü, diğer yanda içimdeki sessizlik… Bay Sessizlik. Herkesin tanıdığı ama kimsenin gerçekten anlamadığı bir isim. Ve ben, bir gün, tam da bu sessizliğin ortasında buldum onu.
Bir Günün Sessizliği
O gün, her zamanki gibi gün batımına doğru yürüyüşe çıkmıştım. Kayseri’nin eski sokakları, bana hep huzur verirdi. Yavaş adımlarla ilerlerken, kulaklarımda sadece rüzgarın sesini duyuyordum. Bir şey eksikti. İnsanlar geçiyor, arabalar hızla gidip geliyordu ama benim içimde bir boşluk vardı. Bir eksiklik… Ve o eksiklik, bir anda gözlerimi kararttı. Bay Sessizlik ile tanıştım o an.
Bay Sessizlik’i ilk gördüğümde, aslında hiç kimseye benzemediğini fark ettim. Yaşlı, solmuş bir elbiseyle yürüyen bir adam… Ama görünüşü ya da yaşından çok, onun duruşu beni etkilemişti. O kadar sakin, o kadar sessizdi ki, etrafındaki kalabalık bir anda silinip gitti. Sadece o vardı, yalnızca o. Duygularım karışıktı; hayal kırıklığı mı, yoksa bir tür rahatlama mı, bilmiyordum. Ama bir şeyler vardı. Her zaman “sessizlik” diye adlandırdığımız o şey, tam da yanımdaydı.
İlk Karşılaşma
Bay Sessizlik, bana doğru birkaç adım attı. Havanın soğumaya başladığı o akşam saatlerinde, şehri kuşatan hüzünlü atmosferin içinde bir anlığına gözlerimiz buluştu. Hiç konuşmadı. Ama onun bakışlarında, bir şey vardı. Sanki yıllardır tanıyormuş gibi, bir anlatamama halini, bir eksiklik hissini paylaşıyorduk. Bir adamın sesizliğinde tüm hayatını duyduğum an, benim için bir dönüm noktasıydı. O sessizlik, öylesine derindi ki, ne söyleyecek kelimeler vardı ne de anlatılacak hikâyeler.
“Nasılsın?” dedim, ama sesim bir yabancı gibi çıkmıştı. O kadar alışık değildim sessizliğe. Bir müddet hiç konuşmadık. O an, sessizliğin bir anlam taşıyıp taşımadığını düşündüm. Hayatta bazı insanlar var ki, ne söyledikleri önemli değildir; onların varlığı, sessizlikleriyle her şeyi anlatır. Bay Sessizlik de öyleydi. O kadar çok şey anlatıyordu ki, ne sesine ne de kelimelere gerek vardı. O kadar derin bir sessizlikti ki, bir zaman sonra onun yanında olmak beni huzurlu hissettirmeye başlamıştı.
Kaybolan Duygular
Bay Sessizlik ile geçirdiğimiz birkaç saat, bir yanda içimdeki boşluğu hissettirirken, bir yanda da bana başka bir şey öğretiyordu. Bazen bir insanı gerçekten anlamak için sesine değil, bakışlarına odaklanmak gerekirmiş. Benim için sessizlik, o an, sadece bir boşluk değil, bir yolculuktu. Bu yolculuğa çıktığımda, içinde kaybolduğum duygularımı tekrar keşfetmeye başladım.
Hayatımda bazen o kadar çok şey oluyor ki, her bir an birbirini kovalar, ve ben bu hızlı tempoya ayak uydurmaya çalışırım. Ama Bay Sessizlik ile bir arada olmak, içimde bir nefes alma fırsatı yarattı. O günden sonra, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bazen yalnız kalmak, kendimi dinlemek, ruhumu bulmak isteğiyle ilerledim. Bay Sessizlik, bana sadece bir insan gibi değil, kendi içimdeki duygularla tanışmamı sağlayan bir rehber gibi oldu. Artık her sessizliği bir tehdit değil, bir huzur kaynağı olarak görüyordum.
İçimdeki Boşluk
Bir gün, Bay Sessizlik’i tekrar görmek istedim. Ama o yoktu. Kayseri’nin alışılmış gürültüsü, yine her zamanki gibi devam ediyordu. Aradım ama bulamadım. Ama içimdeki o eksiklik hissi hep kaldı. Acaba gerçekten o adam var mıydı, yoksa sadece içimdeki duyguların bir yansıması mıydı? Bilmem… Ama şunu biliyorum: Bay Sessizlik, belki de bir insanın içinde kaybolan duyguların bir sembolüdür. O, sadece benim değil, herkesin içinde var olan, sesini duyuramayan bir yanıdır.
Ve Sonra…
Şimdi, Bay Sessizlik’i düşündüğümde, bir anda içimde bir sıcaklık hissediyorum. Onunla tanıştığımda, hayatımda bir şeylerin eksik olduğunu fark etmiştim. Ama o eksiklik, sadece bir kayboluş değildi, bir buluşma anıydı. Bay Sessizlik, aslında bir kişiden çok, bir dönemden, bir duygu halinden, belki de bir anıdan başka bir şey değildi. Şimdi, daha farklı bir şekilde hissediyorum. İçimdeki boşluk, o kadar da korkutucu değil. Biraz daha sabırlı olmak, biraz daha sessiz kalmak gerektiğini öğrendim.
Ve belki de, bu yazıyı yazarken aslında Bay Sessizlik’in beni ne kadar değiştirdiğini fark ediyorum. O gün, Kayseri sokaklarında geçen o kısa ama yoğun zaman, bir noktada dönüp bakınca hayatımın dönüm noktalarından biri oldu. Bazen, bir insanın varlığını anlamak için onunla konuşmaya gerek yoktur. Bazen, sessizliğinde saklı olan her şey, bütün kelimelerden daha fazlasını anlatır.