Ölen Akvaryum Balığı Ne Yapılır? (Ve Bu Durumun Komik Tarafı)
Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır. Mesela ben, bir gün akvaryum balığımın öldüğünü öğrenip, onu nasıl defnedeceğimi düşünmeye başladım. İzmir’de, bir sabah kahvemi içip ofise gitmeden önce, balığımı beslerken gözlerimin içine bakması gereken o masum bakışlar, aniden bir “sonsuzluğa” yelken açtı. O an, gerçek hayatta her şeyin ne kadar hızlı olduğunu bir kez daha fark ettim. Ama mesele şu: Ölen akvaryum balığı ne yapılır? Ah, işte bu! Durum çok ciddiydi, hem de tam anlamıyla. Ne yapmalıyım? Mangalda pişirir miyim? Tabii ki hayır! Ama gerçekten ne yapmalıyım? İşte size bu soruyu mizahi bir şekilde yanıtlıyorum, belki bir nebze olsun güleriz.
Öncelikle: O Anın Şoku
Böyle anlarda insanın ne yapacağına karar vermesi zor olur. “Akvaryum balığım öldü, şimdi ne olacak?” diyen birisi, şüphe yok ki bir anlığına dünyanın sonu gelmiş gibi hissedebilir. Ben de hissettim. O balığı yıllarca besledim, ama ne yazık ki o “balık ömrü” benden önce sona erdi. Duygusal bir an değil mi? Ama sonra şöyle bir düşündüm: Balıklar gerçekten ölüyor mu? Evet, evet! Ölüyorlar. Neden? Çünkü yaşam döngüsünün bir parçası. Yani balıklar da evrime tabii, ya da benim bakımımdan biraz eksikti. Balıklar “sürekli dikkat, filtre değişimi, suyun sıcaklığı” gibi dertlerle yaşıyor, bir noktada ben de bıktım galiba. Ama yapacak bir şey yok, bu balık artık yok!
İlk Tepki: “Eyvah, Şimdi Ne Olacak?”
Hemen aklıma şu geldi: “Akvaryum balığı ölmüş, ama ben bunu nasıl açıklayacağım? Annesine mi?” Çünkü balık, akvaryumdaki tek gerçek dostumdu. Gerçekten. Ama işte ne oldu? “Benim balığım öldü, şimdi ne yapmalıyım?” diye soran bir gencin düşündüklerini kimse tam anlamaz. “Balığı borçlu muyum? En azından suyu temiz tutmalı mıydım?” demek de bir çözüm değil. Çözüm basit: Gerçekten de “ne yapacağımı” bilmeden bekledim.
Ölen Akvaryum Balığını Nasıl Defnederiz?
Şimdi, ölen balık konusunda ciddi sorular sormak gerek. Eğer bir arkadaşın, ya da çok sevdiğin bir balığın vefat ediyorsa, en azından ona saygı göstermek lazım. Peki, o an ne yapacaksın? Balığı tuvalete mi gömeceksin? Yok, daha neler! “Meyve suyu bardağında mı bırakacaksın?” diye düşündüm, ama sanırım bu biraz daha garip olurdu. Düşünün, bir arkadaşınıza balıklar hakkında “Benim balığım öldü” deseydin, sana herhalde “Eee, balık canı sıkıldığında da, hadi bir nebze üzülüp geçerim.” gibi cevaplar verirdi, değil mi?
Gerçekçi Olamazdım: Yalnızca Bir Balık
Öyle ya, ben de aynı şekilde düşündüm. Sonra bir karar aldım: Balığı yakından tanıyordum ama, ben bunu kendi başıma çözmek zorundaydım. Kafamda birkaç seçenek vardı: Balığı bir çiçek saksısına gömmek mi? Hiç de fena değil ama ciddiyetle bakmam lazım. Sonra, sosyal medya üzerinden “balığı rahmetle anmak” tarzı bir şey de olabilir. Ama her ne olursa olsun, balık bir anlık zaman dilimimde dostumdu ve ona saygı göstermek gerek. Bu kadar.”
Balığı Gömmek Mı? Yoksa Ne Yapmak Gerek?
Peki, o balığı gerçekten “gömme” kararı verdiğimizde, nereye gömeceğiz? Şehirde her yer beton! Ancak düşündüm ki, “İzmir gibi büyük şehirde bir balığı gömecek alan var mı?” diye kendime sordum. Tabii ki var. İçten içe hissediyorum; insanlar balıklar için çok şefkatli bir toplumlar. Fakat akşam biraz fazla düşündüm ve sonrasında gözlerimle denize bakarken, o balığa hayat veren kişiye “O kadar sıkıldım ki şu an!” dedim. “Nasıl bir çözüm bulursam bulayım, bitmiş durumdayım. Ancak bir karar alıp çözüm bulmalıyım!” Hıh! Ne diyelim?
Sonuç Olarak: Balıklar Hakkında Sonuçlar
Her şeyin sonu bir noktada gelir. Evet, ölen akvaryum balığına duyduğum sevgi, ona olan ilgim ve hayatta yerini hatırladım. Şimdi, aklımdan “Eyvah! Bu kadar mı olur?” derken, evet; balık da bir yaşam döngüsünün parçasıdır. Şimdi, onu gömüp “Hoşça kal!” derim. Sonuçta hepimiz bir gün kayboluruz. O balık, doğru balık!