Duygu, Düşünce ve Hislerin Bir Plan Çerçevesinde Yazıyla Aktarılmasına Ne Denir?
Hayatımın en büyük sıkıntılarından biri, sürekli bir şeyleri fazla düşünüyor olmam. Gerçekten de bazen bir soru aklıma takıldığında, geceyi sabaha bağlayıp, çözüme ulaşamadan uyuyamam. Mesela geçen gün bir arkadaşım bana dedi ki: “Hadi, hadi! Ne demek istiyorsun? Senin neyi düşündüğünü anlamadım!” Cevap veremedim tabii, çünkü gerçekten ne düşündüğümü bilmiyorum, ama düşündüğümü yazıya dökebilirim, belki? Neyse, bugünkü yazı da aslında biraz bununla ilgili. Duygu, düşünce ve hislerin bir plan çerçevesinde yazıya aktarılmasına ne denir? Evet, evet, işte bu soruyu merak ediyorum. Şimdi gelin, birlikte keşfedelim.
Bir Plan Kurmak: Yazma Sanatının Temelleri
Öncelikle, yazıyı yazarken gerçekten bir plan yapmamız gerekir mi? Soruyorum, çünkü yazarken en fazla yaptığım şey şu: “Bugün ne yazacağım?” diye düşünüp, parmaklarımı klavyenin üzerine koyup, “Hadi bakalım, akışına bırakıyorum” şeklinde rahatlayarak yazmaya başlamak. Ama sonra bir bakıyorum ki, yazdıklarım öyle bir hâl almış ki, sanki bir mantık haritası gibi. Kendi içimde bir plan oluşturmuşum, farkında olmadan! Tam olarak işte bu noktada, “Duygu, düşünce ve hislerin bir plan çerçevesinde yazıyla aktarılması” diye bir şey varmış, diye düşünüyorum. Bu da aslında anlatım türlerinden birine denk geliyor: İçsel monolog.
İçsel Monolog: Kendi Kendine Konuşmanın Yüksek Sanatı
Bence içsel monolog, insanın iç dünyasının dışa vurumu için en iyi yazı biçimlerinden biri. Kendi düşüncelerini, hislerini ve anlık duygularını bir plana göre aktarmak, aslında çok ilginç bir şey. Benim gibi bir insan için, bu “plana dayalı yazma” durumu, bir anlamda beynimi “dışarıda” görmek gibi. Mesela dün akşam yazdığım bir yazıya bakarken, aslında düşündüğüm her şeyin bir akışa göre sıralandığını fark ettim. O kadar ciddi düşünceler içeren bir yazıydı ki, okurken sanki bir felsefe kitabı okuyormuşum gibi hissettim. Tabii hemen iç sesim devreye girdi: “Abi, sen ne yazıyorsun ya? Biraz komik ol, her şey çok ağır oldu.”
İç Sesim: “Yavaş Ol, Takma!”
Yazarken hep iç sesimle konuşurum. Bu, yazma sürecinin bence en eğlenceli kısmı. “Hadi bakalım, şimdi duyguları yazacağım” dediğimde, hemen iç sesim devreye girer: “Bunu gerçekten yazacak mısın? Ne gerek var, kimse bunları okur mu?” Sonra derin bir nefes alıp, “Hayır, sakin ol. Herkes seni anlayacak. Hem yazıyı bitirince ne kadar havalı olacağını düşün. Şu yazı şunları yazmak zorunda!” diye telkinler yaparım. (Evet, bazen iç sesim, motivasyon konuşması yapıyor, garip değil mi?)
Planlı Olmadan Yazmak: Doğaçlama Bir Komedi
Tabii bir de plan yapmadan yazma durumu var. Bunu da çok severim! Her şey doğaçlama gelişir ve bazen çok komik sonuçlar doğurur. Bir örnek vereyim: Geçen hafta arkadaşımın doğum günüydü ve ona bir yazı yazmam gerekti. Tabii başta “Bunu nasıl yazmalıyım?” diye düşündüm ama sonra birden aklıma geldi: “Hadi, doğaçlama yazayım. Ne yazsam eğlenceli olur ki?” Sonuçta ortaya çıkan yazıyı herkes okudu ve güldü. Çünkü o yazı, düşündüğümden daha samimi ve daha içten olmuştu. Yani aslında, bir yazı bir plan çerçevesinde mi yazılmalı, yoksa biraz doğaçlama mı olmalı? Bu da düşündüren bir soru.
İçsel Düşünceler: Planlı mı Plansız mı?
Şimdi, bir düşünceyi planla mı yoksa plansız mı yazmalıyım? Hmmm… Bunu gerçekten sorgulamak gerekiyor. Çünkü bazen fazla plan yapıp, yazının havasını kaçırabiliyorum. Her şey çok kurallı, çok düz bir hale geliyor. Diğer yandan, plansız yazmak da riskli. Duygular bazen yanlış bir biçimde aktarılabiliyor. Duygu, düşünce ve hislerin bir plan çerçevesinde yazıya aktarılması gerektiğini savunanlar, bunun yazının etkisini artıran bir yöntem olduğunu söylüyorlar. Ben de bazen yazarken, duygu ve düşüncelerimi belirli bir sıraya koymaya çalışıyorum ama sonra diyorum ki: “Ya biraz da serbest bırak. Yazı da biraz eğlenceli olsun!”
Sonuçta: Plan mı, Plansızlık mı?
Sonuçta, duygu, düşünce ve hislerin bir plan çerçevesinde yazıya aktarılması, bir nevi yazının derinliğini ve anlamını güçlendiren bir teknik. Fakat yazmak bir sanat ve sanatın kuralı yoktur! Planlı yazmak mı, plansız mı? Bence hangisi seni daha iyi hissettiriyorsa, o yöntemle yaz. Çünkü en önemli şey, yazarken kendini ifade edebilmek ve o anın duygusunu okuyucuya aktarabilmektir. Ben de bazen yazarken en planlı, en mükemmel metni oluşturmak isterken, bazen de hemen aklıma gelen düşünceyi dökmek isterim. İşin sırrı, her iki yöntemi de zaman zaman birleştirip kullanmakta. Böylece hem ciddiyetin tadını çıkarır, hem de yazının eğlenceli yönlerini keşfederim. O zaman, yazmaya başlamak için fazla düşünmeden, biraz da iç sesimi dinleyerek yazmaya devam edeceğim!